Özgüven patlaması (!)

ozguven-cesaret-271x300

 

Hayır yani.. Adama sorarlar “bu özgüven de nerden geliyor?” diye.. Ben sorarım şahsen.. Yok efendim çok doğalmış.. Çok kendisiymiş benimleyken.. Be adam! Senin vitrindeki haline katlanmak zorken doğal versiyonunu ben ne yapayım bi söyler misin lütfen.. Ayrıca bu doğal halinin iyi olduğuna nasıl kanaat getirdin acaba?? Sana bu halinin daha iyi olduğunu kim söyledi? Bu halini ne hakla ve cüretle -daha da ileri gideyim- hatta nerden aldığın yetkiyle beğeniyorsun? “Ben böyleyim”.. Bi dakka bi dakka bu dayatma da neyin nesi?? Ben böyleyimmiş!.. Peki.. Oldu.. Sen böyleysen ben yokum.. Sen ben böyleyim diyebiliyorsun bu mümkün.. Ben niye sen böyleysen ben yokum deyince kıyamet kopuyor orayı anlayamadım.. Sana biri “doğal halinle harikasın” dediyse git onu hemen bul ve ondan ayrılma çünkü benim için katlanılabilir gibi değil..

 

Eskiden birinde bi yanlış gördüğümde onu düzeltmeye, bi başkasını incitmesin diye yontmaya çalışırdım.. Yoook.. Artık yok.. Artık topluma insan kazandırma üzerine çalışmıyorum. Ayrıca ne olacak? Benim düzelttiğim bu adam bi başka kadını mutlu edecek.. Buraya kadar güzel de benim karşılaştıklarım hiç yontulmadan geliyor, e bu nasıl oluyor??. Hmm demek ki her kadın ben gibi yontmaya düzeltmeye uğraşmıyor.. İlişkisini yaşıyor, devam etmeme kararı alıp doğaya geri bırakıyor.. Eskiden olsa “bak şu hareketin beni rahatsız etti”, “şu tavrın çok iticiydi”, “şu ifaden biraz kaba geldi bana”..vs. konu başlıkları altında, terkedilen erkekleri topluma kazandırma eğitimlerimi tamamlamadan asla kimseyi mezun etmezdim.. Yoook.. Artık yok!.. Şimdi mezuniyet de yok tören de yok.. Madem kendi doğallığına kendi kendine bu kadar bayılıyorsun en doğal çözüm: “ben seninle artık sürdüremeyeceğim” deyip o doğal şahsiyeti doğal ortamına geri bırakmak :))))

Duygu Şef

About Duygu Şef

Akademisyen, evli falan değil.. İzmir' de yaşıyor. Sanatla arası harika.. Görsel sanatlara pek düşkün. Kitap okumaya bayılıyor, bu yüzden de mesleğinden ekstra memnun.. Gezmeyi ve yemek yemeyi pek seviyor, her lezzete açık, öğrenmeye hevesli, Türk kahvesi tiryakisi… vb. Kısaca yaşamayı seven, yaşamı anlamlandırmak için gayret eden biri..

Duygusal Erkek

İlişki denilen şey gerçekten zor.. Başlasan dert bitirsen dert, aklında bi kaç güzel anı kaldıysa yanına kâr.. Şimdiki ruh halimle başka da bi numarası yok gibi görünüyor..

Bi insan terkedildiğinde neden hırçınlaşır? Yahuu vazgeçilmek iyi ya da kolay kaldırılası bi durum değil tabi ki.. Bunu iddia ediyor değilim.. Ama.. Biraz daha normal kalabilse insanlar mesela.. Çok mu zor?

Yahu benim anlamadıgım terkedildiğinde neden bu kadar duygulanıyorsun? Neden duygu sömürüsü noktasına getiriyorsun? Bu duygulu adamı ilişki sırasında nereye saklamıştın acaba?? Sensiz yaşayamam da nedir? Tamam kabul.. Bi süre boyle hissedeceksin ve biz bunu atlatmanı bekliyor olacağız bir kenarda.. Bu hissi hepimiz tanıyoruz.. Hepimiz yaşadık da.. Ama uzatmasan diyorum.. Uzatmasan yani.. Çünkü inandırıcı da gelmiyor biliyor musun?. Neden mi? Çünkü vazgeçilmez olduğumu neden ilişkinin içindeyken farketmedim acaba diyo insan.. Kendisinden şüpheye düşüyor?? Burada bi çelişki yok mu sence de.. Bu kadar seviyorduysan ilişkide mükemmel bi tip olmuş olman gerekirdi.. Empatisi çok yüksek, sürekli yanındakinin duygu değişimini izleyen, onu önemseyen, rahatsız olabileceği şeyleri yapmayan(!), fikir sahibi, zarif bi adam olman gerekirdi.. Yoo onu olmamışsın ama bittikten sonra bir romantik şaire dönüşmüşsün.. Oy oy oy.. Ben almayayım çünkü ben gerçekten anlamadım bu işten bişey.. Biri yalan söylüyor olmalı.. Ve o ben değilim inan..

İşin özeti, sevdiğinin yokluğunda yaşayamayacağını iddia eden biri daha düzgün olmalı(ydı) gibi geliyor bana.. Sadece karşısındakinin olmasını istediği gibi olsun, bi yalanı yaşasın, kendinden vazgeçsin, kafayı yesin demiyorum.. Sahtekarlık önermiyorum burada ben.. Benim önerim, bu hayatta hiçkimse hiçkimseye mecbur olmadığından herkes sadece gönlünün istediği ile olsun.. Ben bunun bir “samimiyet” içinde olmasını öneriyorum sadece.. Çok mu zor?

Duygu Şef

About Duygu Şef

Akademisyen, evli falan değil.. İzmir' de yaşıyor. Sanatla arası harika.. Görsel sanatlara pek düşkün. Kitap okumaya bayılıyor, bu yüzden de mesleğinden ekstra memnun.. Gezmeyi ve yemek yemeyi pek seviyor, her lezzete açık, öğrenmeye hevesli, Türk kahvesi tiryakisi… vb. Kısaca yaşamayı seven, yaşamı anlamlandırmak için gayret eden biri..

Duygu Şef

Burcu Şef bu işin çok doğal bi iş olduğunu ve de aklımdan geçtiği şekilde yazabileceğimi söylediğinde rahatladım ve giriştim.. Bu yüzden de bu belki burdaki ilk ve son yazım :)

İlk yazım duygu hakkında.. Son dönem bu konuda epeyce okuduğum düşünüldüğünde ilk yazı için doğru bi seçimmiş gibi görünüyor.. Duygu, yaşamdır. Çok direkt bir giriş oldu ama evet öyledir. Duygu yaşam belirtisidir. Seviniriz, kızarız, öfkeleniriz, kederleniriz, coşarız, güveniriz, nefret ederiz, hayal kırıklığı yaşarız, iğreniriz.. Bunlarsız bir yaşam çizebilir miyiz? Mümkün mü? Dur bakayım.. Evet, mümkün!! Ama sadece bilim kurgu filmlerinde.. Gerçi onlarda bile robotların birbirine aşık olduğu ya da öfkelendikleri sahneler var.. Bi teneke yığınını insanlaştırmanın tek yolu bu çünkü.. Duygu eklemek!!..

‘Duygusal’ deriz örneğin bazı insanlara.. Falan kişi çok duygusal..  Benim çoook gülesim geliyor bu lafa.. “Duygusal mı? Hmm hangi duygunun duygusalı acaba?” diye sorasım geliyor hemen :) Zira 8 temel duygunun yüzlerce kombinasyonu da düşünüldüğünde sorunun yanıtı epey zor ve derin görünüyor.. Bu yüzden susuyorum tabi.. Duygusal, daha çok duygularını gözönünde yaşayan, bencileyin duygularını saklamaya gayret etmeyen ya da bunu beceremeyenler için kullanılıyor.. Oysa duygusu olmayan insan olur mu? Olsa da ona insan denir mi? Yahu korkmayın! Hemen konuyu “duygularımız olmazsa havyandan ne farkımız kalır”a bağlamayacağım.. Çünkü zaten “can” taşıyan herşeyin duygusu olduğuna inanıyorum ben.. 13. yüzyılda yaşayan Sufi mistiği İbn-i Arabi’nin de tarif ettiği gibi: “Kalbim her biçime açıktır…” Ben de böyle biriyim işte..

Duygu Şef

About Duygu Şef

Akademisyen, evli falan değil.. İzmir' de yaşıyor. Sanatla arası harika.. Görsel sanatlara pek düşkün. Kitap okumaya bayılıyor, bu yüzden de mesleğinden ekstra memnun.. Gezmeyi ve yemek yemeyi pek seviyor, her lezzete açık, öğrenmeye hevesli, Türk kahvesi tiryakisi… vb. Kısaca yaşamayı seven, yaşamı anlamlandırmak için gayret eden biri..